Dacia, elektrikli şehir otomobili pazarında yeni bir döneme giriş yapmaya hazırlanıyor. Marka, giriş seviyesi elektrikli modeli Spring’in altında konumlandırılan ve uygun maliyetli bir mikro araç geliştirmekte kararlı. Bu araç, özellikle şehir içi ulaşımda pratiklik ve ekonomikliği ön plana çıkartmak amacıyla tasarlandı. Seri üretim aşamasına geçmek üzere olan model, 2027 yılında yollara çıkmaya hedefleniyor ve başlangıç fiyatıyla geniş kitlelere ulaşmayı planlıyor.
Bu yeni elektrikli model, Renault Grubu’nun Çin’deki üretim süreçleri ve teknolojik altyapısından yararlanılarak geliştiriliyor. Çin’deki eGT New Energy Automotive fabrikasında üretilmesi planlanan bu araç, L7e kategorisi standartlarına uygun olarak tasarlandı. Bu kategori, dördü tekerlekli motosiklet sınıfına girmekte olup, küçük ve hafif yapısıyla kullanıcıların günlük şehir ulaşımını kolaylaştırmayı amaçlıyor.

Renault ve Dacia’nın üst yönetimi, maliyetleri en düşük seviyede tutmak ve fiyatı halka erişilebilir kılmak adına ürünün tasarım ve bileşenlerini detaylı bir şekilde revize etti. Bu kapsamda, mevcut Spring modelinin eski nesil motor, batarya ve şasi bileşenleri temel alınarak, maliyet avantajı sağlanması hedefleniyor. Ayrıca, araç hem L7e kategorisinde dört kişilik model hem de daha hafif ve sürücü şartını ortadan kaldıran, ehliyetsiz veya küçük yaşta kullanıcılara yönelik L6e kategorisi üzerinde de çalışmalar sürdürülüyor.
Batarya kapasitesi, aracın toplam maliyetini belirleyen en önemli unsur olarak öne çıkıyor. Bu nedenle, yaklaşık 15 kWsa kapasitesinde olması planlanan batarya, maliyet odaklı ve muhtemelen daha uzun ömürlü ve güvenilir olması adına LFP teknolojisi ile üretilecek. L7e regülasyonlarına göre, aracın toplam ağırlığının 450 kg’ı aşmaması ve gücünün 20 beygir sınırını koruması gerekiyor. Ayrıca, maksimum hız limiti de 90 km/s ile sınırlandırılmış durumda.

Dacia Tasarım Direktörü David Durand, üretim maliyetlerini düşürmek için kullanılan malzemelerin de önemine dikkat çekiyor. Citroen Ami’de gördüğümüz plastik gövde panellerinin yerine, maliyetleri dengelemek adına, çelik veya benzeri dayanıklı malzemelerin kullanılması tercih ediliyor. Bu strateji, aracın yapısal dayanıklılığını koruma ve maliyetleri kontrol altında tutma amacı taşıyor. Çinli mühendislik ekibi ise, aracın hafifliğini ve maliyet etkinliğini artırmak amacıyla yenilikçi çözümler üzerinde çalışıyor.
Projenin tasarımında konsept çizimleri ve prototipler büyük rol oynuyor. Patent alınan tasarım çizimlerine göre, serinin üretim versiyonu, 2025 yılında tanıtılan konseptteki büyük ölçüde korunuyor. Araç, yaklaşık 3 metre uzunluk, 1.55 metre genişlik ve 1.53 metre yükseklik gibi kompakt boyutlara sahip olacak şekilde tasarlandı. Ancak, tasarımda bazı değişiklikler yapıldı; özellikle, konseptte yer alan iki parçalı bagaj kapağı yerine, daha fonksiyonel ve kullanışlı olduğu düşünülen tek parça arka kapı tercih edildi.
Ön tekerler içerden açılan ve yanlara doğru katlanabilen ön yan camlar, aracın şehir içi kullanımını kolaylaştıracak nitelikte tasarlandı. Aracın gövde yapısında, Citroen Ami’de olduğu gibi plastik gövde panelleri tercih edilmekle birlikte, maliyetleri düşürmek adına, alternatif dayanıklı malzemeler de araştırılıyor. Üretim aşamasında Çinli üretici Dongfeng ile Nissan ve Renault ortaklığında yürütülen çalışmalar, aracın yüksek kaliteli ve uygun maliyetli üretimini sağlamaya odaklanıyor.
Bütün bu gelişmeler ve düzenlemeler doğrultusunda, proje 2027 yılında başlanacak seri üretim ile birlikte, şehir içi ulaşımda devrim niteliğinde bir çözüm sunmayı amaçlıyor. Bu araç, özellikle küçük ve ekonomik motor seçenekleriyle, hem şehir taksi ve ulaşım hizmetlerinde hem de bireysel kullanıcılar arasında hızla yaygınlaşmayı hedefliyor. Son onayların alınmasıyla birlikte, Dacia yeni nesil düşük maliyetli elektrikli araç pazarında önemli bir oyuncu olmaya hazırlanıyor.





