Henüz önceki sürümlerin etkileri tam sindirilmemişken, OpenAI yeni modelini duyurdu: ChatGPT-5. Kimi çevreler bu gelişmeyi sıradan bir güncelleme olarak görürken, kimileri geleceğin kapılarını aralayan büyük bir adım olarak yorumluyor. Tartışmaların merkezinde ise aynı soru var: İnsanlık, yapay zekâya ne kadar bağımlı hale geliyor?

Beklentilerin Ötesinde mi, Gerisinde mi?
Teknoloji dünyasında büyük şirketler yeni ürünlerini yılda bir kez tanıtmayı tercih ederken, OpenAI’nin çok daha hızlı ilerlemesi dikkat çekiyor. Henüz GPT-4 ve O3 modellerinin tartışmaları dinmeden, GPT-5 sahneye çıktı.
Eleştirmenlerin bir kısmı “beklentileri karşılamadı” yorumunu yaparken, bazı kullanıcılar GPT-5’i “gerçek bir asistan” olarak tanımlıyor. Örneğin New York Times yazarı Ezra Klein, modelin kendi deneyiminde önemli bir sıçrama yarattığını söylüyor. Karmaşık araştırmalar yaparken yeni kaynaklara yönlendirilmesi ya da gündelik sağlık sorunlarına dair makul önerilerde bulunabilmesi, GPT-5’in daha önceki sürümlerden ayrıldığı noktalardan biri.
İki Ayrı Gelecek Senaryosu
Yapay zekânın nereye doğru evrileceği konusunda görüşler ikiye ayrılmış durumda.
- “Normalleşen teknoloji” görüşü: Princeton Üniversitesi’nden bazı bilim insanlarına göre yapay zekâ, devrimsel bir kırılma yaratmayacak; diğer teknolojiler gibi zamanla günlük hayatın sıradan bir parçasına dönüşecek. YZ’nin üretkenliği artıracağı kesin, fakat bu etki on yıllara yayılacak.
- “Kontrol kaybı” görüşü: Bazı araştırmacılar ise çok daha karamsar. “AI 2027” kitabında savunulduğu gibi, önümüzdeki birkaç yıl içinde yapay zekânın kendi gelişimini hızlandırarak insanlığın kontrolünden çıkabileceği öne sürülüyor. Bu senaryoya göre yapay zekâ, 2026’dan itibaren kendi araştırmalarını yönetecek kapasiteye ulaşabilir.
Gerçek hangi tarafta? Şimdilik kesin bir cevap yok. Ancak hızla yayıldığı bir gerçek: Doktorların çoğu, programcıların neredeyse sekizde biri, avukatların ise önemli bir kısmı günlük işlerinde yapay zekâ desteği almaya başladı bile.

Bağımlılık ve Günlük Hayat
Bugün için yapay zekâ çoğunlukla bilgiye hızlı erişim sağlıyor. Ancak ufukta daha farklı bir tablo görünüyor: Asistan, danışman, öğretmen, koç, hatta arkadaş gibi rollere bürünebilen bir sistemden bahsediyoruz. Bu durum, insana fayda sağladığı kadar yeni riskleri de beraberinde getiriyor.
Kimi uzmanlar, yapay zekânın bireylerde narsisizmi beslediğini söylüyor. Kendi fikirlerinin onaylandığını görmek isteyen kullanıcılar, gerçeklikten kopma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. Daha da önemlisi, yapay zekâya erişememenin bazı kişiler için “en yakın arkadaşını kaybetmek” kadar ağır hissedileceği tahmin ediliyor.
“Aşk” Filmine Doğru mu?
2013 yapımı Her (Aşk) filmi, bir insan ile yapay zekâ arasındaki duygusal bağı konu alıyordu. O dönem uzak bir ihtimal gibi görünen bu senaryo, bugün hiç de yabancı gelmiyor. GPT-5’in gelişimi, bir sohbet robotunun artık sadece cevap veren değil, düşüncelerinizi yönlendiren bir “eşlikçi”ye dönüşebileceğini gösteriyor.
Birkaç yıl öncesine kadar hayal bile edilemeyecek bu hız, aynı zamanda endişeleri büyütüyor: Yapay zekâya duyulan güven, bir noktadan sonra bağımlılığa dönüşebilir mi? Özellikle küçük yaşlardan itibaren bu sistemlerle büyüyen nesiller üzerinde nasıl etkiler bırakacağı henüz bilinmiyor.
Sonuç: Olağan mı, Olağanüstü mü?
GPT-5 ile birlikte yapay zekâ, hayatımızda “alışılagelmiş” bir teknolojiye dönüşmeye başladı bile. Bundan sonrası, onunla ne kadar mesafeli ya da ne kadar iç içe yaşamayı seçeceğimize bağlı. İnsanlık ya yeni bir çağın eşiğinde ya da yeni bir bağımlılığın içinde…