
Skoda Auto, elektrikli araç üretimi konusunda yaptığı yatırımlar ve geliştirdiği teknolojiler ile otomotiv sektöründe sürdürülebilirlik ve inovasyon alanında yeni bir dönemi başlatıyor. Elektrikli mobilitenin daha erişilebilir hale gelmesi ve çevresel etkinin azaltılması amacıyla hayata geçirilen bu projeler, hem markanın küresel rekabet gücünü artırıyor hem de Avrupa’daki tedarik zincirinin güçlenmesine katkı sağlıyor. Bu bağlamda, yeni açılan batarya üretim tesisi, sadece üretim kapasitesini genişletmekle kalmıyor; aynı zamanda şirketin ortak sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasında kritik bir rol oynuyor. Skoda’nın öncü teknolojiler ve optimize edilmiş üretim süreçleri sayesinde, elektrikli araçların maliyetlerini düşürerek erişilebilirliği artırmak ve bu alandaki liderliğini pekiştirmek hedefleniyor.
CEO Klaus Zellmer, yaptığı açıklamalarda, şirketin sadece ürün gamını yenilemekle sınırlı kalmadığını, buna ek olarak enerji verimliliği, tedarik zinciri yönetimi ve üretim operasyonlarının da aynı standartlara uygun hale getirildiğini belirtiyor. Bu stratejik adımlar, sadece yeni batarya teknolojilerinin geliştirilmesini değil, aynı zamanda yenilenebilir enerji kullanımı ve karbon ayak izinin azaltılmasını da içeriyor. Ayrıca, yeni teknolojilerin gündelik hayatta daha geniş kitlelere ulaşması ve elektrikli araçların yaygınlaşması yönündeki çalışmalar, şirketin sürdürülebilirlik vizyonunun temel taşlarını oluşturuyor. Skoda’nın bu dönüşüm sürecinde, Avrupa çapında elektrikli araç pazarında daha güçlü bir konuma ulaşmayı amaçlamasının yanı sıra, müşterilerin yaşam kalitesini yükseltmek ve çevre koruma bilincini artırmak da önemli hedefler arasında bulunuyor.
Batarya Teknolojisinde Yenilik ve Üretim Gücü

Yeni açılan batarya üretim hattı, yaklaşık 55 bin metrekarelik alanıyla büyüklüğüyle dikkat çekiyor. Günlük 1.100’den fazla hücreden pakete (cell to pack) batarya sistemi üretim kapasitesiyle, şirket yılda toplam 335.000 adet batarya üretim kapasitesine ulaşmayı planlıyor. Bu artış, özellikle Skoda’nın elektrikli araç portföyünü genişletme ve model çeşitlendirmesi yapma hedeflerini destekliyor. Batarya sistemleri, sadece Skoda modellerinde değil, aynı zamanda grup markalarının farklı segmentlerindeki araçlarda da kullanılmak üzere tasarlandı. Bu sayede, üretim maliyetlerini düşürerek, elektrikli araçların fiyatlarının daha da erişilebilir hale gelmesine olanak tanıyor. Yüksek dayanıklılığa ve ekonomik avantajlara sahip bu batarya teknolojisi, şirketin sürdürülebilirlik ve fiyat rekabeti stratejisinin temelini oluşturuyor.
İnovatif üretim sürecinin temelinde, yüzde 84 oranında otomasyon ve 131 robot aracılığıyla yürütülen yüksek teknolojili işlemler bulunuyor. Bu üretim hattı, hücrelerin hazırlık sürecinden analiz edilmesine, dizilimden kaynak işlemlerine kadar karmaşık ve hassas işlemleri kapsıyor. Ayrıca, sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda, bu bataryalarda kullanılan kimyasal malzemelerin çevreye ve insan sağlığına olan etkilerini azaltan LFP (Lityum Demir Fosfat) teknolojisi tercih ediliyor. Standart hücre kullanımı ve entegre üretim süreçleriyle, maliyetlerde %30 civarında bir azalma sağlanıyor. Bu gelişmeler, hem şirketin rekabet gücünü artırırken hem de müşterilerine sunulan elektrikli araçların toplam sahip olma maliyetini düşürmeye büyük katkı sağlıyor. Ayrıca, bu teknolojilerin geliştirilmesi ve seri üretime alınmasıyla, şirketin benzer teknolojilerdeki uzmanlığı yeni modellerde kullanılmak üzere güçlendirilmiş oluyor.
Sektörde Rekabet Avantajı ve Gelecek Vizyonu

Skoda’nın bu yatırımları, sadece yerel üretim kapasitesini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda Avrupa’daki elektrikli araç pazarında stratejik bir avantaj sağlıyor. Bugün Avrupa’da en çok tercih edilen dördüncü elektrikli araç markası konumunda olan Skoda, 2025 yılında satışlarını iki kat artırarak, pazardaki varlığını daha da güçlendirecek. Bu kapsamda, yeni modeller ve teknolojik gelişmelerle, markanın elektrikli araçlar alanındaki duruşu netleşiyor. 2026 yılında tanıtımı planlanan tamamen elektrikli tüm model gamı, elektrikli ve hibrit çözümlerle müşterilere daha geniş seçenekler sunmayı hedefliyor. Özellikle, 2026 yılının ortasında tanıtılması planlanan yeni Epiq modeli, kullanıcıların ihtiyaç ve beklentilerine uygun, daha erişilebilir fiyatlı elektrikli mobilite sunmayı amaçlıyor. Aynı zamanda, markanın ilk E Segmenti SUV’si unvanını alacak Peaq modeli, üst segmentte rekabet avantajı sağlarken, lüks ve yüksek performans beklentileri olan müşterilere de hitap edecek şekilde tasarlandı.
Skoda’nın bu stratejik yaklaşımları, markanın sadece küresel otomotiv endüstrisinde değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik ve teknolojik inovasyon alanında da lider konuma yükselmesine olanak tanıyor. Elektrikli mobilitenin yaygınlaşmasıyla beraber, şirketin yenilikçi ve ekonomik çözümlerle pazardaki payını artırması, hem ekonomik hem de çevresel açıdan büyük faydalar sağlayacak. Bu süreçte, son teknolojilerin kullanımı, yüksek otomasyon kapasitesi ve sürdürülebilir üretim ilkeleri, şirketin rekabet gücünü artırmakla kalmayıp, aynı zamanda yeni nesil sürdürülebilir ulaşım çözümlerine de öncülük etmeye devam edecek.


