2017 yılında vizyona giren ve o günden beri sanatseverlerin kalbinde silinmez bir iz bırakan Loving Vincent, yönetmenler Dorota Kobiela ve Hugh Welchman’ın 7 yıllık tutkulu çalışmasının ürünü. Film, ünlü ressam Vincent van Gogh’un ölümünden bir yıl sonrasına odaklanarak, izleyiciyi bir “sanat polisiye“sinin içine davet ediyor.
1. 65.000 Tablo: İnsanüstü Bir Emek
Filmin teknik başarısı, rakamların ötesinde bir hikaye barındırıyor. Filmin her bir saniyesi için tam 12 adet yağlı boya tablo yapıldı.
- Dev Kadro: Dünya genelinden başvuran 5.000 ressam arasından seçilen 125 profesyonel sanatçı, Polonya ve Yunanistan’daki stüdyolarda yıllarca çalıştı.
- Yöntem: Önce gerçek oyuncularla (Douglas Booth, Saoirse Ronan, Jerome Flynn gibi) sahneler çekildi. Ardından ressamlar, Van Gogh’un kalın fırça darbeleri ve canlı renk kullanımına sadık kalarak her kareyi tuval üzerine yeniden resmetti. Her sahnede, bir önceki karedeki boya henüz kurumadan üzerine yeni fırça darbeleri eklenerek “hareket” sağlandı.

2. Hikaye: Bir Mektubun Peşinde Ölümün Gizemi
Film, Van Gogh’un kardeşi Theo’ya yazdığı ancak ulaşmayan son mektubunun etrafında şekilleniyor.
- Konu: Postacı Joseph Roulin’in oğlu Armand, bu son mektubu Theo’ya teslim etmek üzere yola çıkar. Ancak Theo’nun da ölmüş olduğunu öğrenince, Vincent’ın son günlerini geçirdiği Auvers-sur-Oise köyüne gider.
- Gizem: Armand, ressamın ünlü tablolarındaki karakterlerle (Doktor Gachet, Adeline Ravoux, Marguerite Gachet) konuştukça, Vincent’ın intihar mı ettiği yoksa bir kaza ya da cinayete mi kurban gittiği konusunda derin bir şüpheye düşer. Film, izleyiciyi “bir adamı yaşarken neden bu kadar yalnız bıraktık?” sorusuyla yüzleştirir.

3. Van Gogh’un Fırçasıyla Canlanan Karakterler
Loving Vincent’ı büyüleyici kılan, Van Gogh’un en ünlü 130’dan fazla tablosunun filmde “canlı” birer mekan veya karakter olarak karşımıza çıkmasıdır.
- Yıldızlı Gece, Kafe Terasta Gece, Sarı Ev ve ressamın o meşhur otoportreleri, sadece birer dekor değil, hikayenin yaşayan parçalarıdır.
- Siyah-beyaz geçmişe dönüş sahneleri (flashback), ressamın fırtınalı çocukluğunu ve ruhsal gelgitlerini hikayenin merkezindeki sarı ve mavi tonlarla ustalıkla ayırır.

4. Ödüller ve Dünya Çapında Başarı
Bu devasa emek, karşılıksız kalmadı. Film, 2017 yılında Avrupa Film Ödülleri’nde “En İyi Animasyon Film” seçildi ve Oscar ile Altın Küre adaylıklarıyla başarısını taçlandırdı. Eleştirmenler, filmi “hareket eden bir müze” olarak tanımladı.

5. Vincent’ın Vedası: “Yüreğimdeki Yangını Kimse Görmedi”
Filmin sonunda çalan Starry Starry Night şarkısı eşliğinde akan jenerik, Vincent’ın şu derin sözünü hatırlatır:
“İçimde büyük bir yangın var ama kimse ısınmak için yanıma gelmiyor; gelip geçenler sadece bacadan çıkan dumanı görüyor.”

Teknoysi Editör Notu: Loving Vincent, sadece animasyon meraklıları için değil, bir sanatçının ruhuna dokunmak isteyen herkes için izlenmesi gereken bir görsel şölendir. Eğer henüz izlemediyseniz, 95 dakikanızı bu yağlı boya rüyasına ayırmanızı tavsiye ederiz.




