
Küresel silah ticareti, son yıllarda uluslararası silah ticareti ve silah endüstrisinde yaşanan gelişmelerle birlikte önemli değişimlere sahne olmaya devam ediyor. Stockholm International Peace Research Institute (SIPRI) tarafından yayımlanan detaylı veriler, dünya genelinde büyük silah transferlerinin kayda değer bir yükseliş gösterdiğini ortaya koyuyor. Bu artış, özellikle son beş yılın verileri baz alınarak incelendiğinde yaklaşık olarak %10’un üzerinde bir yükselişin yaşandığını açıkça gösteriyor. Bu durum, küresel güvenlik ortamını ve çatışma dinamiklerini yakından ilgilendiren kritik bir gelişme olarak değerlendiriliyor. 2016-2020 dönemine kıyasla, 2021-2025 yıllarını kapsayan yeni dönemde bu artışın temel nedenleri arasında bölgesel güç dengeleri, yeni silah teknolojilerine olan talebin artması ve özellikle Avrupa’daki askeri harcamalardaki belirgin yükseliş yer alıyor.
Küresel Silah ticaretindeki bu yükselişte en dikkat çekici noktalar arasında Avrupa ülkelerinin talep ve ithalat oranlarındaki dramatik artış yer alıyor. Avrupa’daki ülkeler, özellikle NATO üyesi ülkelerin, güvenlik endişeleri ve bölgesel gerilimler nedeniyle silah alımlarını büyük ölçüde artırdı. Bunun yanı sıra, bölgedeki ülkeler artık sadece silah talebinde bulunmakla kalmayıp, aynı zamanda tedarikçi konumuna da geçmeye başladı. Türkiye ise, bu yeni dönemde küresel silah ticaretinde piyasadaki konumunu güçlendiren ülkelerden biri olarak öne çıkıyor ve hem ihracat hem de ithalat açısından önemli gelişmeler gösteriyor. Bu gelişmeler, küresel silah pazarının dinamiklerini köklü biçimde değiştirecek boyutta ve çoğu zaman bölgesel güç dengelerini de derinden etkiliyor.
Küresel Silah Ticaretinde ABD’nin Liderliği ve Avrupa’nın Yükselişi

Verilere göre ABD, küresel silah ticaretinde sessiz sedasız büyük bir ivme yakaladı. 2016-2020 döneminde yaklaşık %27 oranında artış gösteren ABD’nin ihracatı, yeni dönemde toplam silah ihracatındaki payını güçlendirmeye devam ediyor. Özellikle, Avrupa ülkeleri arasında ABD’den alınan silahların oranı %48’e ulaşmış durumda. Bu noktada, ABD’nin silah ihracatında en büyük ve stratejik pazarların Avrupa ülkeleri olması, bölgesel güvenlik politikalarının ve silah tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiğine işaret ediyor. En büyük alıcılar listesinde ise Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri öne çıkarken, Türkiye ihracatta kendine yeni pazarlar aramaya devam ediyor. Aynı zamanda, Orta Doğu ülkeleri ile Avrupa ülkeleri arasındaki silah alışverişinde gözlemlerimiz, bölgeye özgü güvenlik gelişmelerinin ve politikaların, silah ticaretinde belirleyici rol oynadığını gösteriyor.
Türkiye’nin Silah Ticareti ve Piyasa Konumu

Türkiye ise, küresel silah pazarı içindeki konumunu güçlendirme çabalarını sürdürüyor. SIPRI raporları, Türkiye’nin sadece ihracatını artırmakla kalmayıp, aynı zamanda ithalatını azaltan ülkelerden biri olarak gösteriyor. Türkiye, 2016-2020 döneminde toplam silah ihracatındaki payını %0,9 seviyesinde tutarken, 2021-2025 dönemi itibarıyla bu oran %1,8’e yükseldi. Bu yükselişte, Türkiye’nin özellikle bölgedeki ülkelerle yaptığı askeri anlaşmalar, yerli silah üretiminin artması ve jeopolitik gelişmelerin etkisi büyük. Ayrıca, yeni ve modern silah teknolojilerine olan ihtiyaç, Türkiye’nin kendi savunma sanayisini geliştirmeye yönelmesini teşvik ediyor ve bu yönde önemli yatırımlar yapılıyor. Pazar payını artıran Türkiye’nin en büyük ihracat ortakları arasında Pakistan, BAE ve Ukrayna bulunuyor. Özellikle, Pakistan’a yapılan ihracatın %66 artması, bölgedeki ilişkilerin ve savunma alanındaki işbirliklerinin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor.
Silah Talebinde Avrupa ve Asya Bölgeleri

Avrupa, son dönemde silah ithalatını dramatik biçimde artırdı. 2021-2025 döneminde, toplam silah ithalatında %33’lük bir paya ulaşan Avrupa ülkeleri, her yıl on binlerce yeni silah sistemi ve teçhizat satın almaya devam ediyor. Ukrayna ve Polonya, bölgedeki en büyük ithalatçı konumunda bulunuyor ve bu ülkelerin artan askeri harcamaları, bölge genelinde yeni bir güvenlik politikası yürürlüğüne geçirilmesine neden oluyor. Çevre ülkelerinde ise, ABD ve Almanya gibi ülkelerin tedarikçiliği öne çıkıyor ve toplamda silahların %48’i ve %7’si bu iki ülkeden geliyor. Avrupa bölgesinde özellikle NATO ülkeleri arasında ortak askeri teçhizat ve savunma altyapısı yatırımlarının arttığını görmekteyiz. Bu artış, bölge ülkelerinin kendi savunma kabiliyetlerini güçlendirme veya modernizasyona tabi tutma isteği ile yakından ilgilidir.
Öte yandan, Asya ve Okyanusya bölgesi, küresel silah ticaretindeki toplam ithalatın %31’ini temsil etmesine rağmen, hacimde bir düşüş yaşanıyor. Çin’in ithalat rakamları gerçekten dikkate değer ölçüde, %72 oranında azaldı ve bu durum, Çin’in kendi savunma sanayisini geliştirdiği ve yerli üretime yöneldiğiyle ilgili olabilir. Güney Kore, Tayvan ve Avustralya gibi ülkeler ise farklı bir tablo çiziyor. Güney Kore’nin silah alımlarında %54’lük artış, bölgesel tehdit algılarını ve güvenlik politikalarını yeniden şekillendiriyor. Özellikle Tayvan’da artan güvenlik kaygıları ve sınırların güvenliği konusundaki gelişmeler, bu bölgedeki silah talebini yükseltiyor. Hindistan ise, dünyanın ikinci en büyük silah ithalatçısı olarak, silah stratejisinde çeşitlilik ve yerli üretimi tujuan ediyor ve tedarikçiler arasında Rusya’dan sonra ABD de önemli bir yer tutuyor.
Orta Doğu’da Silah Talep Daralması ve Çeşitli Güçlerin Rolü

Orta Doğu bölgesine baktığımızda ise, 2021-2025 döneminde küresel silah ticaretindeki toplam payında %13’lük bir azalma gözlemleniyor. Bunun temel nedenleri arasında bölgesel barış ve istikrarın zaman zaman sağlanması ve bazı ülkelerin silah alımlarını sınırlandırma kararı almaları yer alıyor. Ancak, bölgede en büyük alıcılar olarak halen Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt öne çıkıyor.
Bu ülkelerde, özellikle büyük çaplı askeri modernizasyon ve güçlendirme projeleri devam ediyor ve büyük ölçüde ABD’den alınan silahlar, ülkelerin savunma bütçelerinin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bölgedeki askeri siyasetler ve güvenlik endişeleri, zaman zaman yüksek seviyelerde silah alımını tetiklese de, genel toplamda bir duraklama ve hatta azalma eğilimi söz konusu. İsrail ise, özellikle 2023’te Gazze’ye yönelik saldırı sonrası ABD’den yeni silah siparişleri vermeyi sürdürdü ve bölgedeki mevcut gerilimi yüksek tutmayı sürdürüyor.
Rusya’nın Silah Yatırımlarında Gerileme

Rusya ise, ilk 10 tedarikçi arasında görülen tek ülke olarak önemli bir darbe aldı ve küresel silah ticaretindeki %64’lük düşüşü, bölgesel güç konumunu olumsuz etkilemeye devam ediyor. Bu gerileme, dünya genelinde Rusya’ya olan talebin azalmasına neden oldu ve küresel pazar payını %21’den %6,8’e kadar geriletti. Rusya’nın mevcut arz veya tedarik politikalarında yaşanan değişiklikler, bu durumu daha da kritik hale getiriyor. Aynı zamanda, Rusya’nın ihracat yaptığı ülkeler büyük ölçüde Hindistan, Çin ve Belarus gibi yakın müttefikler ve ortaklar olarak öne çıkıyor. Bu ülkelerin önemli bir kısmı, Rusya’dan aldıkları silahları, kendi askeri altyapılarını güçlendirmek veya bölgesel güç dengelerini korumak amacıyla tercih ediyorlar.
İtalya ise, küresel silah ticaretindeki konumunu %157 artırarak dikkat çekici bir büyüme kaydetti; ihracatın büyük kısmı Orta Doğu ve Asya’ya yönlendirilmiş durumda. Bu gelişmeler, Rusya’nın uluslararası arenadaki stratejik konumunun değişmesine ve yeni pazarlara yönelmesine işaret ediyor. Ayrıca, Ukrayna’da devam eden çatışmalar ve Libya, Suriye gibi bölgelerdeki askeri gelişmeler, bölgesel ve küresel silah ticaretindeki yeni dinamikleri de şekillendiriyor.



