Avusturyalı yönetmen Markus Schleinzer imzalı Rose, 19 Şubat günü yapılan basın gösterimleri ve galasının ardından eleştirmenlerden “tam not” almayı başardı. 17. yüzyıl Almanya’sında, Otuz Yıl Savaşları’nın hemen sonrasında geçen film, sadece bir dönem hikayesi değil; kimlik, cinsiyet rolleri ve hayatta kalma içgüdüsü üzerine zamansız bir karakter incelemesi sunuyor.
1. Hikaye: “Pantolondaki Özgürlük”
Film, savaşın yakıp yıktığı topraklarda, yüzünde derin bir yara iziyle ortaya çıkan gizemli bir askerin hikayesini anlatıyor.
- Görünüş ve Gerçek: Sandra Hüller’in canlandırdığı bu asker, terk edilmiş bir çiftliğin varisi olduğunu iddia ederek köye yerleşir. Ancak köy halkının bilmediği bir gerçek vardır: Bu sert ve içine kapanık asker, aslında hayatta kalabilmek için erkek kılığına girmiş bir kadındır.
- Paradoks: Rose, o dönemin kadınlar için cehennemden farksız olan toplumunda tek kurtuluş yolunun “erkek olmak” olduğunu fark etmiştir. Filmde geçen şu cümle, karakterin motivasyonunu özetliyor: “Pantolon giymekte daha fazla özgürlük vardı.”

2. Sandra Hüller: “Sismik” Bir Performans
Eleştirmenler, Hüller’in performansını “sismik” olarak tanımlıyor. Oyuncu, bir kadının “erkekliği oynamasını” değil, hayatta kalmak için erkek kimliğini bir zırh gibi kuşanmış bir insanın iç dünyasını yansıtıyor.
- Fiziksel Dönüşüm: Hüller, düşük ses tonu, ölçülü adımları ve omuzlarındaki sürekli tetikte olma haliyle izleyiciyi büyülüyor. Özellikle duyguların patlama noktasına geldiği sessiz sahnelerde, oyuncunun yüzündeki en küçük seğirme bile devasa bir anlam kazanıyor.
- Gümüş Ayı Adaylığı: Festival kulislerinde, “En İyi Oyuncu” (Gümüş Ayı) ödülünün bu yıl Hüller dışında birine gitmesinin imkansız olduğu konuşuluyor.

3. Estetik Tercih: Sert Siyah-Beyaz ve Klostrofobi
Yönetmen Schleinzer’in siyah-beyaz tercih etmesi, filmin atmosferine büyük bir katkı sağlıyor.
- Atmosfer: 17. yüzyılın çamuru, soğuğu ve karanlığı, siyah-beyazın keskin kontrastıyla birleşerek izleyicide klostrofobik bir etki yaratıyor. Her kare, adeta o dönemin gravürlerinden fırlamış gibi görünüyor.
- Kurgu: 93 dakikalık süresiyle film, gereksiz hiçbir sahne barındırmadan, bir saat gibi tıkır tıkır işleyen ama izleyiciyi nefessiz bırakan bir finale doğru ilerliyor.

4. Altın Ayı Yarışında Son Durum
Dün favori olarak gösterdiğimiz Carla Simón’un Romería filmi ile Rose arasında çok sert bir rekabet var.
- Eleştirmen Notları: Rose, Screen International tablosunda 4 üzerinden 3.7 puan alarak Romería‘nın hemen ensesine yerleşti.
- Tematik Güç: Simón’un filmi daha duygusal ve otobiyografik bir noktada dururken, Rose daha politik, sert ve toplumsal eleştiri dozu yüksek bir yapım olarak öne çıkıyor.

5. Vizyon ve Türkiye Gösterimi
Rose, dünya prömiyerinin ardından Avrupa’da 30 Nisan 2026 tarihinde vizyona girecek.
- İKSV Müjdesi: Filmin Türkiye’deki ilk gösteriminin, Nisan sonundaki İstanbul Film Festivali kapsamında “Dünya Festivallerinden” bölümünde yapılmasına kesin gözüyle bakılıyor.
Teknoysi Eleştirmen Yorumu: Sandra Hüller, ‘Anatomy of a Fall’ ile zirveye çıktığını düşünenleri yanıltıyor. ‘Rose’, bir oyuncunun kendini nasıl tamamen yok edip yeni bir kimlik inşa edebileceğinin dersi niteliğinde. Markus Schleinzer ise, geçmişin gölgelerinden bugünün en büyük meselelerine (kimlik ve özgürlük) dair en güçlü sorulardan birini soruyor.



